Skip to content
Temmuz 9, 2012 / talipkilinc

TÜRKİYE BİR BÖLGESEL GÜÇ MÜDÜR?

(Türkiye dünyanın süper gücü olmaya aday mıdır ?)

Türkiye dünyanın hiçbir çağında şamar yememiş ve şamar oğlanı olmamıştır. Türkiye’nin bir bölgesel güç olup olmama konusu da iktidarla muhalefet arasında tartışmaya yol açmış Kılıçdaroğlu Türkiye bir şamar oğlanına dönmüş iddiasıyla şansız bir açıklama yapmıştır.
Türk milletinin tarihinde bir kara leke yok tarihimiz şan ve şerefle doludur.”At sahibine göre kişniyor.” Atalarımız yerinde bir söz söylemiştir. ‘At binenin silah kuşananındır.’ demiştir.
Devleti idare etmek bir sanattır. Ehliyet, liyakat cesaret ve fedakârlık işidir. Başarmak zor kaybetmek kolaydır. Başarmanın yolu dardır. Başarısızlığın yolu geniştir. Bir tarihi gerçek, milletimiz haklı olduğu mecrada şamarı muhalif olduğu yere basmıştır. Bu bir gerçeğin ifadesidir.
Türk milleti bir şaman oğlanı olmaya karakteri müsait değildir. Devleti İdare edenler kendilerine düşen görevi yapmazlarsa şamar oğlanına dönebilirler.

TÜRK MİLLETİ İHANET EDENLERİ AFFETMEZ

Türk askerine saldırmak, milletimizi rencide etmek hiç kimsenin haddi değildir. Bunu deneyenler hayal kırıklığına uğramışlardır ve bunun bedelini ödemişlerdir.
Irak’ın Süleymaniye kentinde askerimizin başına çuval geçirenler, Mavi Marmara Gemisine saldırı düzenleyip vatan evladını katledenler, eğitim uçağımızı düşürenler bunun bedelini elbette fazlasıyla ödeyeceklerdir.
İstiklal savaşında Anadolu’ya çıkarma yapmaya cesaret edemeyen İngilizler, Yunanistan’ı öne sürdüler. Bu savaşta Yunanlar ve İngilizler dahil olmak üzere büyük bir şamar yemişlerdir ve geldiği gibi büyük kayıp vererek geri çekilmişlerdir.

AMERİKA TÜRKİYE İLE DOSTLUĞUNDA NE KADAR SAMİMİ?

Körfez depremi sırasında Türkiye’yi ziyaret eden Amerika Devlet Başkanı Bill Clinton TBMM’ de yapmış olduğu konuşmada 20. yy gidişatını nasıl Osmanlının yıkılışını belirlediyse 21. yy şekillenmesinde Türkiye’nin etkin rol oynayacaktır. Clinton bu sözleriyle ‘Türkiye Cumhuriyeti parçalandıktan sonra 21. asır şekillenecektir.’ demiştir. Bu konuşma TBMM çatısı altında yapılmış bütün parlamenterler ayakta alkışlamışlardır.
Yakın tarihimizde gördüğümüz ve şahit olduğumuz devleti idare edenlerin yürürken gölgelerinden korktuklarını ve devleti idare eder vasıf ve kabiliyetinde bulunmadığına şahit olduk.
Korkak insanlar karanlıkta yürürken korkusunu bastırmak için bağırarak türkü söylerlermiş.

SAYIN BAŞBAKAN TÜRKİYE’DE TERÖR NE ZAMAN BİTECEK? ŞEHİT KANI NE ZAMAN DURACAK? ANALARIN GÖZYAŞI NE ZAMAN DİNECEKTİR?

Son günlerde ortalama olarak beş şehit cenazesi kalkmaktadır. Bunun anlamı memleketimizde iç savaş hızlı bir şekilde devam etmektedir. Kendi memleketimizde bir yangın var, onu söndürmüyorsun veya söndüremiyorsun. Başka bir memlekette yangın var onu söndürmeye kalkıyorsun. Gündemi saptırmak için veya başarısızlığınızı kamufle etmek için hedef saptırıyorsunuz.
TÜRKİYE BÖLGESEL BİR GÜÇ MÜDÜR?
Elbette Türkiye bölgesel bir güçtür. Bölgesel güç olduğu kadar süper güç olmaya adaydır. buna kimsenin şüphesi olmasın. Dost düşman bunu çok iyi bilsin. Süper güç olma lafla olmaz, icraatle mümkündür. Elinizde dünyanın en büyük maddi ve manevi imkanları olsa dahi bu imkanları zaman mekan göz önüne alınarak yerinde kullanmazsınız, bir şey ifade etmez.
Bir siyasi lider iktidar imkanını eline aldıktan sonra, ülkenin içinde bulunduğu maddi ve manevi problemleri çözemezse iktidarda bir saat dahi kalmak ülkesi için ve kendisi için bir felaket olur.

GENELKURMAY BAŞKANI’NIN GÖZYAŞLARI

Genelkurmay Başkanı Sayın Necdet Özelin şehit cenazesinde gözyaşına hakim olamamış, bazı siyasi parti mensupları ve bazı basın mensuplarının yadırgamasına sebep olmuştur.

Genel kurmayın teröre karşı elini kolunu bağlarsanız evlatları saydığı o güzelim Mehmetçik şehit olursa ağlamaktan başka ne yapabilir?

Genelkurmay Başkanını tenkit edenlerin evlatları terör bölgesinde hiç askerlik yapmışlar mıdır? Tenkitçilerin yakınlarının o bölgede askerlik yaparken Allah korusun şehit olursa ne yaparlar? Göz yaşlarını tutabilirler mi? Genelkurmay Başkanını o zaman tenkit ederler mi?

SURİYE’NİN SABIKALARI ÇOĞALMIŞTIR, BUNUN HESABI NE ZAMAN SORULACAK?

PKK’ya açık ve gizli destek veren Suriye ve diğer ülkelerden ne zaman hesap sorulacaktır?
Yıllarca PKK canisini ülkesinde barındırmıştır. Şimdilerde PKK’nın dağ kadrosunda terör faaliyetinde bulunan teröristlerin %30’u Suriye vatandaşıdır. Suriye devleti tarafından teşvik edilmektedir. Esat idaresi PKK da görev alan militanları askerden muaf tutmaktadır. Devlet tarafından birçok imkanlar sağlanmaktadır. Son olarak bir eğitim uçağımızı düşürmüş 2 pilotumuzu şehit etmiştir.

AMERİKA TERÖR KONUSUNDA TÜRKİYE VE PAKİSTANA BASKI UYGULAMAKTADIR

ABD yıllardır İsrail devletinin Araplara uyguladığı zulüm ve soykırım karşısında ne gibi yaptırımlar uygulamıştır? Hep İsrail’in yanında yer almıştır.
Hizbullah tarafından Lübnan da öldürülen bir İsrail askeri bahane edilerek Lübnan’ın tüm alt yapısını tahrip etmişler: Lübnan boydan boya bombalanmıştır. Önüne gelen bütün insanları çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürmüşlerdir. Dünya buna seyirci kalmış, hiçbir ülke buna tepki göstermemiştir.
ABD’nin 2001-2005 yılları arasında amerikan genel kurmay başkanlığını yapmış olan RICHARD MYYERS Türkiye’nin Kuzey Irak’a bir operasyon yapması halinde karşısında ABD’yi bulur: ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kisincir ABD, Türkiye’nin Kuzey Irak’a yapacağı olası bir operasyonu istemediğini söylemiştir.
Genel Kurmay Eski Başkanı Yaşar Büyükanıt ABD Hava Kuvvetleri dergisine Mayıs 2007 tarihin de yazmış olduğu makalede Natoya üye olan bazı ülkelerin PKK’ya yardım ettiğini beyan etmiştir.
Öcalan, Bill Clinton’a bir mektup yazarak Türkiye ile PKK arasında arabuluculuk yapmayı istemiştir.
Afganistan ve Pakistan sınırlarında faaliyet de bulunan Taliban ve Hizbullah militanlarının ortadan kaldırılması için sürekli Pakistan’a baskılar uygulanmıştır.
ABD Türkiye’yi bölmeye çalışan PKK’yı maddi ve manevi olarak hep desteklemiştir ve desteklemeye devam etmektedir. Buna karşı ABD Türkiye’ye baskılar uygulamıştır. Ve açık olarak Türkiye’yi tehdit etmiştir.
Türkiye bölgesel bir güçtür. Kimsenin şüphesi olmasın, şüphe etmek kimsenin haddi değildir. Clinton’ın da şüphesi olmasın. Türkiye’yi süper güç yapan güç mevcuttur. O günlerde yakındır. Böyle bilinsin. O gün Türkiye, bütün tehdit ve ihanet edecek olan yerli ve dış kaynaklı güçlerden hesap soracaktır.

TALİP ALİOĞLU

Reklamlar
Haziran 26, 2012 / talipkilinc

AKILSIZ BAŞIN CEZASINI AYAKLAR ÇEKERMİŞ

Kürt meselesi benim meselemdir diyen bir başbakan, tarihi bilgisinden yoksun, dünya siyasetini bilmemek anlamına gelir. Türkiye’de bir Kürt problemi bulunmamaktadır. Kitabı, peygamberi ve kıblesi aynı olan insanlar arasında problem olamaz.
Türkiye’de bir PKK sorunu bulunmaktadır. Verilen her taviz arkasından yeni tavizleri getirir. PKK’nın ayağına Habur Gümrük kapısına hâkim ve savcı gönder, teröristleri otobüslere bindirip köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir dolaştır bunun anlamı nedir? Anlamı şudur; PKK’yı meşrulaştırmak demektir. Türkiye ve dünya kamuoyuna tanıtmaktır. Başbakan onun için tarihi ve siyaseti bilmemektedir. Bilseydi bu hataları yapmazdı. Devletin eliyle PKK propagandasını yaptınız.
Üniversitelere Kürtçe kürsü kurdurmak,24 saat Kürtçe yayın yapan Devlet televizyonu kullandırmak, okullarda isteyenlere Kürtçe ders koydurmak, bunların her biri PKK ve teröre davetiye çıkartmaktır. Bu akıllı bir siyasetçinin yapacağı işler değildir.
Türkiye de 16 şive ve lehçe ile konuşan16 vatandaş gurubu vardır. Kürt vatandaşlarına verdiğiniz veya vereceğiniz hakları bu diğer 15 farklı vatandaş grubuna ne zaman vereceksiniz.
İmralıda ki cani ile görüşme yapıyorsunuz. MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı Oslo’ya PKK ile görüşmeye gönderiyorsun ve kanuna göre suç işletiyorsun. Bütün bu hataların bu memlekete kaça mal olduğunu hesaplayabildiniz mi?
Kuzey Irak’ta 2 aşiret reisi Barzani ve Talabani ile geliştirilen politika geçmişte yapılan hatalara paralel olarak bugün aynı hatalara devam edilmektedir. Yapılan yanlış hatalar bu iki peşmergeyi şımarmaktadır.
Türk ordusu mevcut iktidar döneminde bugüne kadar sınır ötesi harekât yapmadı; sebep nedir?
2003 yılında; Türkiye, Amerika ile duba ide 8,5 milyar dolay bir kredi Anlaşmasını imzalamıştır. ABD bu anlaşmaya iki madde koydurmuştur. Birinci maddesi, ABD krediyi istediği yere yatıracak istemediği yerlere yatırmayacaktır. İkinci madde Türk ordusu sınır ötesi operasyonlar yapmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu şartlar altında kredi almayı kabul etmiştir.
Dün yani 19.06.2012 tarihinde Hakkâri’nin Dağlıca askeri birliğine silahlı saldırıyı farklı üç noktadan yapılmış 8 memleket evladı hayatını kayıp etmiş,16 asker yaralanmıştır; Acaba alınan kredi ölen vatan evlatlarının kan bedelimidir? Her yanlışın mutlak bir bedeli vardır.
Bir yüksek zekâlı Başbakan yardımcısı kalkar binlerce insanın katili Abdullah Öcalan’ı gerektiğinde cezasının ev hapsine çevirebileceği açıklamasını yapar, açıklama komik olduğu kadar dramatiktir.
Saldırı yapan PKK ‘lılar çok kalabalıktı ve ellerinde güçlü silahlar vardı, onun için kayıplar verdik. Açıklamasını yapar. Gel buna gülermisin yoksa ağlarmısın. Tam bir komedi.
Bundan önce Koalisyon Hükümeti PKK’yı sıfırlamıştı. Bugünkü Hükümetin bilinçsiz politikaları PKK’yı bu noktaya getirmiştir.
Size PKK’ya ne ödünler verirseniz verin yenisini ister. Çünkü onların Ağa babalarının planında Anadolu’yu parçalamaları vardır.
Bunu sevr Anlaşmasıyla yapmak istediler. Bu anlaşmayı Türk Milleti bir tokat gibi yüzlerine çarptı bütün düşmanları Anadolu’dan attılar
PKK bir taşeron örgütüdür. Bu terör örgütün bir Kürt problemi yoktur. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin topraklarının bir kısmı üzerinde bir Kürt devlerini kurmak, daha sonra bu devleti hâkimiyetine almaktır.
PKK terör örgütü kurduğu günden beri birçok köy ve mezra basılmış binlerce kardeşimizi öldürmüş, çocuk, kadın, ihtiyar ve genç demeden katliamlarına devam etmiştir. Köy ve Mezraların dereleri hep kan akmıştır.
1997 yılında 242 köylü vatandaşımız öldürülmüş 137 okul yakılmış, işmakinaları ateşe verilmiş, maden ocakları basılmış ve ocakta çalışan işçiler katledilmiş, öğretmenler, köy muhtarları, yerel siyasetçiler öldürülmüştür.
Bugüne kadar öldürülen Asker, polis ve köy koruyucusunun %28,6 sı Kürt vatandaşıdır. Terör çatışmasında ölen vatandaşlarımızın %90’ı Kürt kökenlidir. Vuran Kürt, vurulan Kürt.
1982 yılında ilk olarak Eruh ve Şemdinli yi basan, Doğuyu ve Güney Doğuyu eyaletlere ayıran dağlara çıkıp kamp kuran PKK’lılara bunu devlet mi? yaptırdı.
PKK’lılar dağa nasıl çıktıysa öyle dağdan inmelidir, silahını devlete teslim etmelidir, cezası olan cezasını çekmelidir. Suç işlemeyen kandırılıp dağa çıkarılmış kişilerinde devlet tarafından affedilmelidir, çözüm budur. Bundan başka çözüm yoktur.
PKK’yı bu noktaya devletin sistemli baskısı ve doğru tedbirlerle mümkündür. Devletin verdiği tavizlerle teröristler dağdan indiremezsiniz. Taviz tavizi getirir.
Cesaretle bu işin üzerine gidilmeli, Kandil en kısa zamanda imha edilmeli, bütün PKK kampları ateş altında tutulmalıdır. En ufak taviz vermekten kaçınmalı.

Haziran 20, 2012 / talipkilinc

BAŞBAKANIN SIR DOLU KÜPÜ

BAŞBAKANIN SIR DOLU KÜPÜ

Türk Ordusu ciddi bir casusluk olayı ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bir çok hayatı ve askeri sırlar eskort kızlar kullanılarak elde edilmiştir.
Yazılı ve görsel basında gördüğümüz ve duyduğumuz kadarıyla fuhuş ve casusluk operasyonun da ele geçen bilgi ve belgeler; olayın korkunç boyutunu ortaya koymaktadır.
Tüm askeri üstlerin konumları, radar kodları, savaş uçaklarının yazılımları, savaş pilotlarına ait özel bilgiler, cephaneler ve mühimmat depolarının yerlerinin konumları ele geçirilmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcısının 16 ilde yürüttüğü fuhuş ve askeri casusluk operasyonların da muvazzaf askerlerinde içinde bulunduğu 49 kişi gözaltına alınmıştır. Bu olay tüm kamuoyunu üzüntüye boğmuştur.
2 operasyon düzenlenmiş 1. operasyon 10 Mayıs 2. operasyon 25 Mayısta gerçekleştirilmiştir. 13 muvazzaf 45 kişi tutuklanmıştır.
1. dalgada yakalanan çete liderleri işadamı Bilgin Ö.’nün çiftlik evinde, Narin K.’nın denizli deki evinde bulunan bilgisayarlarında yapılan aramada çok gizli ve zata mahsus ibareli askeri üstler radar noktaları ve bilgileri mühimmat depoları uçaklar ve askeri uçakların araçların konumları, uçaklara ait yazılımları ve pilotlara ait bilgiler çıkmıştır.
Bu belgeler İzmir Cumhuriyet Savcısı tarafından tespitinden sonra Genel Kurmaya gönderilmiştir.
Türk Güvenlik ve İstihbarat Kuvvetleri zaaf mı geçiriyor? Sorusu ister istemez aklımızdan geçiyor. Vatandaşların büyük ekseriyeti, vatanın birlik ve beraberliği için endişe duymaya başlamıştır. Yakın zamanda Ergenekon ve darbeler senaryoları çerçevesinde Genel Kurmay da yapılan aramada gizlilik arz eden bilgiler ve belgeler deşifre edilmiştir. Bilgi ve belgeler can düşmanımız olan devletlerin eline geçme ihtimali çok yüksektir.
Şebekenin tuzağına düşürdüğü kişilerin çoğunluğu muvazzaf asker, konunun mağdurlarının sayısı 2500 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Fuhuş görüntüleri ele geçirilmiş ve soruşturması devam eden şüphelilerin sayısı 300 kişi ye ulaşmıştır. Örgütün başı işadamı Bilgin Ö. ve ona bağlı bulunan 3 kadın 9 kişi örgütün üst yapılandırmasını oluşturduğu tespit edilmiş, örgüte bağlı çalışan istihbarat subayının bulunduğu iddia edilmektedir. Bilgin Ö.’nün yakın zamanda birçok ülkeye giriş ve çıkış yaptığı anlaşılmıştır.
Narin K.’nın kiraladığı otomobillerle irtibat kurmak istediği subayları takibe alır. Fırsat kollayıp subayların araçlarına çarpar bu vesileyle subaylarla tanışır ve görüşme talebinde bulunur.
Bir Amiral’in şebeke şantajına dayanamayıp görevinden istifa ettiği bilinmektedir. Arama sonucunda; kendisini Teğmen olarak tanıtan Narin K.’nın askeri tesisleri rahatlıkla girip çıktığını üniformalı fotoğrafları ve gemide çekilen bikinili resimleri ele geçirilmiştir.
Eskort kızlar vasıtasıyla yapmış olduğu şantaj sayesinde her çeşit gizli askeri bilgilere ulaşmışlardır.
Bu ve buna benzer olaylar toplumun bütün katmanları, sosyal, siyasal, politik, kültürel, ekonomik, ahlaki, askeri olmak üzere büyük bir deprem geçirmektedir ve buna bağlı olarak da istihbaratımızda zaaf geçirmekle karşı karşıya bulunmaktadır.
Devlet memurları 657 sayıla konuna bağlıdırlar. Bu yasada memurun görevleri bellidir. MİT müsteşarı bir devlet memurudur. Kendi adına ve devlet adına terör örgütüyle görüşme yapamaz. Yaptığı zaman suç işlemiş olur ve cezalandırılması gerekir.
Kişi ve kurumlar kanuna aykırı görevlerle uğraşırsa inanırlığını kamuoyu nezdin de güvenirliliği yetirir. Yetkililerimiz kişiyi sır küpü kabul etmek yerine istihbarat paylaşımını beraber yaptığı veya yapmak istediği ve dünyanın en güçlü istihbarat CIA’nın teşkilatlanmasını ve çalışma metotlarını öğrenmek kanaatindeyiz. Ferde mahsus kanun çıkartmak suçlunun suçunu kapatmak, suçluyu kanundan kaçırmak kurtuluş değildir. Sonu geleceğimizi tehlikeye atmaktır.
MİT müsteşarının PKK canileriyle görüşmesi devletimizi zaafa uğratmış ve inisiyatif canilerin eline geçmiştir.
Çekiç güç 36. paralelin kuzeyinde konuşlandırılıyor. Çekiç güç yapılan anlaşmaya göre 2 yıl 36. paralelin kuzeyinde konuşlandırılacak. Peşmergeleri Saddam’ın saldırısında koruyacak anca çekiç güç tam 12 yıl bölgede kalmıştır. Bir çok faili meçhul cinayetler ve sabotajlar yapmıştır. Anlaşmaya aykırı faaliyetler de bulunmuştur. K. Irak da Türk Ordusuna ait istihbarat bilgileri PKK terör örgütüne sızdırılmıştır.
12 Eylül 1980 yılında Türk Ordusunun idareye el koyacağı bilgisi Abdullah Öcalan canisine Bulgaristan Gizli Servisi vermiş ve caninin Suriye’ye kaçmasını sağlamıştır. Başka ülkelerle istihbarat paylaşmak Uludere faciasına sebep olur.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümü bir sabotaj mıdır?
Toplumun genel kanaati Bitlis Paşa’nın ölümü bir suikastdir. Bitlis Paşa bölge asayiş komutanı ve çekiç güç denetlemeyle sorumluydu. Eşref Paşa çekiç gücün anlaşmaya uymadığı ve sürekli Barzani ve Talabani ile görüştüğü K.Irakta bir Kürt Devletinin temellerini atmaya çalıştığını ve PKK’ya yardım ettiğine şahit olmuş ve bunları rapor edip üst düzeydeki yetkililere göndermiştir. Bundan ABD rahatsızlanmış, önce Paşayı taşıyan helikopter ABD’ye ait 2 tane f16 tarafında taciz edilmiş, bu tacizden kıl payı kurtulmuştur. Eşref Paşanın uçağı tecrübeli pilotlar nezaretinde Paşayla beraber 5 kişilik bir ekiple Ankara’dan Diyarbakır’a gitmek üzere 17 Şubat 1993 tarihinde saat 12:19 da kalkış yapar. 7 dakika sonra Yenimahalle PTT işletmesinin bahçesine düşer. Genel Kurmayın bu konudaki basın açıklaması; pilotaj hatası sonucu uçak düşmüştür. Uçağın motorlarının donduğu açıklanmıştır. Kamuoyu bu açıklamaya tatmin olmadı TBMM Susurluk araştırma komisyonuna ifade veren İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek çok ciddi iddialarda bulundu. ABD’nin Adana konsolosu olarak görevlendirdiği Elizabeth Shelton kazanın baş aktörü olduğunu açıkladı
Doğu Perinçek’in iddiaları İncirlik üssünde çekiç güç karargahında 10 Şubat 1993’de yapılan toplantıda Orgeneral Bitlis’in ortadan kaldırılması kararı alınmıştır; iddiasında bulundu. (Ceyhun Bozkurt-Mission Kürdistan ABD- PKK İlişkilerinin Stratejik Analizi)
Güçlü ve olumlu istihbarat bütün olumsuzlukları ortadan kaldırır. Yabancı iradeler bize hizmet eder. Meçhul cinayetler ve suikastler son bulur, bilgiler ve belgeler çalınmaz. Dudaev’in vurulması KGB’nin başarısı ve doğru istihbarat. Bin Ladin’in öldürülmesi CIA’nın güçlü ve doğru istihbaratıdır. 3 Çeçen Liderin İstanbul da ortadan kaldırılması; hangi eksikliğin ve yanlışlığın sonucudur.
Allah milletimizi devletimizi korusun ve payidar etsin.

Mayıs 21, 2012 / talipkilinc

Hükümet Söylediklerinde Ne Kadar Samimi?

Sözcü Gazetesi yazarlarından Necati Doğru’nun söylediği gibi memurun emeğinin egzoz gazı ölçümü kadar değeri yoktur.. Türkiye de 2.8 milyon memur uzun zamandan beri zam beklemektedir. 2012 yılının zamları 2011 yılında karara bağlanması beklenirken 2012 yılının ilk yarı dilimi bitmek üzere olduğu bu günlere kadar bir karara bağlanmış değildir. Egzoz gazı ölçümüne bu yıl %14 zam yapılırken, memur zamı %6 olarak düşünülmektedir. Sayın Başbakan memuru enflasyona ezdirmedik ve ezdirmeyeceğiz derken; sözünde ne kadar samimidir? Geçen yılın enflasyon resmi olarak %11 olarak açıklandı. Bu %11 ne kadar gerçekleri yansıtmaktadır? Türk parası 2011 yılının enflasyon gerçek %30 devalüe edildi. 2011 yılının enflasyon gerçek rakamı %41dir. Hükümet memurun bu mağduriyetini ne kadarını giderebildi. Zararının ne kadarını karşıladı? Geçen yıl zararı olan vatandaşın kahvaltı sofrasının değişmeyen gıda maddeleri, bir yılda ne kadar zam görmüştür. Geçen yıl peynir 6 TL, Zeytin 7 TL tereyağı 12 TL ortalama olarak fiyatlandı. Bu yıla gelince peynir 10 TL, zeytin 12 TL tereyağı 20 TL alınmıştır. Geçen yıl domates 50 kuruş iken bu yıl 5 TL aşağı düşmedi. Sadece gıda maddelerine bakıldığında zam oranları bir yılda ortalama olarak %100 civarında bir artış görülmektedir. Başbakan vatandaşı nasıl enflasyona ezdirmeyecek öğrenmiş değiliz. Bu yılın ilk ayından beri zam fırtınası esmektedir. Akaryakıt, doğalgaz, elektrik tabir yerindeyse iğneden ipliğe kadar zam gelmiştir. Gelmeye devam etmektedir. Hükümet devletin bütün ekonomik değerlerinin hemen hemen hepsini özelleştirme adı altında çoğu yabancı şirketler olmak üzere yerli ve yabancıya satılmıştır. Satın alanlar astronomik karlar sağlamaktadır. Son olarak orman vasfını kaybetmiş orman arazilerini satma kararını aldılar. Orman vasfını kaybedebilir ancak devletin ormana ihtiyacı haddinden fazla bulunmaktadır. Bu araziler yeniden ormanlaştırılabilinirdi, devlet bundan daha karlı çıkardı. Bundan sonra satılacak bir şey kalmamış görünmektedir. Devletin ihtiyaçlarını bundan sonra zamanla vatandaşın cebinden alınacaktır. Hükümet Hiçbir Konuda Vatandaşa Karşı Dürüst Davranmamaktadır. Memlekette işsizlik oranı gün geçtikçe artmaktadır. Kamu çalışanlarının büyük bir kısmı geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Devlet büyük israf içinde yüzmektedir. Devletin milli kaynakları beyhude, lüzumsuz olarak harcanmaktadır. Makam şoförlerinin makam şoförleri bulunmaktadır. Kamu kurumlarının binaları dostlara ucuz fiyata satılmaktadır. Özel sektörlerin pahalıya binaları kiralama ciyetine gidilmektedir. Ankara Adliye binası yakın tarihte Ulus’tan Sıhhiye’ye sıfır binaya taşındı. Yeni bir kararla bu binanın ikinci kez yeri değişecektir. Ancak yeri değişecek olan bina tüm iç mekan mobilya ve büro malzemeleri alım ihalesi yapılmış yeni malzemeler yerleştirilme ve monte edilme devam edilmektedir. Bu çalışma ve gayret birilerini zengin etmeye yönelik olduğu kesindir. Hükümet Terör Konusunda Samimi Değildir Doğru vatandaştan saklanmaktadır. Günahsız olmayan Pkk ve Barzani destekli akaryakıt kaçakçısı Şırnak Uludere Ortasu köyleri sınırı geçerken THK’leri tarafından bombalanması neticesinde 34 kişinin ölümüne sebep olunmuş. Bu istihbaratın kim veya kimler tarafından verildiğini bu güne kadar hükümet yetkilerince kamuoyuna bir açıklama yapılmamıştır. ABD menşeli bir gazetenin verdiği habere göre bu istihbaratın CİA tarafından verildiği iddia etmektedir. Hükümet Eğitim Konusunda da Samimi Değildir 3+3+3 projesinde, başta muhalefet olmak üzere bir çok kişi ve kuruluş ranta dayalı olarak geliştirdiğini savunmaktadır. Bu projeye bağlı yapılacak olan bina inşaatları ve mevcut binaların onarımı tadilat ihaleleri Türkiye kamu ihale kurumundan bağımsız olarak yapılacaktır. Bu işler istendiği zaman ve istenen kişi ve firmalara verilecektir. Bu ihalede yandaş muhabbeti olacaktır. Kişiler ve firmalar köşeyi dönecek, devlet bu işte zararlı çıkacak. 4+4+4 olmuş veya 3+3+3 olmuştur, ne fark eder? Eğitimde en önemli unsur öğrencileri bir dünya vatandaşı yetiştirmek değil veya bazı güçlere eleman yetiştirmek değil; örencilere vereceğimiz bilgi setinin iki dünyasında faydalı olabilecek nitelikte olmalıdır. Eğitim sistemimiz geçmişten ders almalıdır. Sistem evlatlarımızı tarih bilmeyle donatmalıdır. Eğitim çağdaş olmalıdır. Verilecek bilgiler hayatın her safhasında kullanılabilir olmalıdır. Boş faydasız bilgi hamallığı yapılmamalıdır. Türkiye Sağlık Kurumu Bir Faciaya Dönüşmüştür. Türkiye de sağlık sistemi aylık veya yıllık olarak değişmektedir. Vatandaş işin içinden çıkamaz hale gelmiştir. Vatandaşın sağlığı suiistimal değilmiştir. Sistemde mevcut bulunun boşluklardan dolayı organ nakli sırasında insanların hayatına mal olmaktadır. Yapılan organ naklinde başarı olduğu kadar, bir o kadar da başarısız ve ölümle neticelenmiştir. Adalet Sistemi Türkiye’de adalet binası yılmış. Adalet gitmiş yerine adaletsizlik gelmiş. Adalet kimsesiz ve fakirler aleyhine işlemektedir. Özel mahkemeler şahısların kurtarılması için fertleri kurtarmak için özel kanunlar çıkarılmaktadır. Ahlaksızlık, yolsuzluk bu dönemde hız kesmiştir. Olumsuzluklar gün geçtikçe artmaktadır. Dünün mücahitleri bu gün olmuş mütaahit. Devlet ihaleleri menfaate dayalı dağıtılmaktadır. Zina fuhuş her gün biraz daha artmaktadır. Bu ülkede mutlu bir aile ocağını kurmak neredeyse imkansız hala gelmiştir. Bazı bilim kurumlarının aile araştırmaları her üç evliliğin birisi boşanmayla neticelendiğini kanıtlamıştır. Başbakan’ın imanlı gençlik dediği, hayatları vahim hale gelmiştir. Gençlik gün geçtikçe örfünden, adetinden geleneğinden, inançlarından, tarihinden, kültüründen bilinçli şekilde koparılmaktadır. Diyanet menfaat grupların çatışması ringine dönüşmüştür. Personel alımında ve personel tayinlerinde büyük torpiller dönmektedir. Hıristiyan misyonerleri Anadolu’nun dört bucağında hızlı bir şekilde faaliyetlerini devam etmektedir. Kiliselerin sayısı her gün artmaktadır. Kapalı bulunan bütün manastırlar hükümet tarafından ibadete açılmaktadır. Kapalı bulunan ve papaz yetiştiren okullar açılmıştır. Türkiye rotası bozulmuş gideceği hedefi bilmeyen vasıfsız bir kaptan ve mürettebatın yönettiği bir gemiye bindirilmiş sisli ve puslu fırtınalı bir havada yoluna devam etmektedir. Allah milletimizi muhafaza eylesin.

Şubat 19, 2012 / talipkilinc

İSRAİL, YUNANİSTAN’IN TÜRKİYE’YE KARŞI DOĞU AKDENİZDEKİ ORTAK MENFAATLERİ

YUNANİSTAN’DA NELER OLUYOR?

 

Yunanistan da ki ekonomik kriz; grevler, numayışlar, öğrenci hareketleri, sivil toplum örgütlerinin meydana inmeleri sokak çatışmalarına sebep olmuştur. Hükümet Başkanı ve Yunan Kabinesi istifa etmek zorunda kalmıştır. Yunanistan da hükümet değişikliği olmuştur.

 

Yeni kurulan hükümet; acil olarak ekonomik yardım için Avrupa Birliğinin kapısını çalmıştır. Avrupa Birliği ekonomik yardımı şartlı olarak kabul etmiştir.

 

Avrupa Birliğinin yardım paketinde; kemer sıkmasını, kamuda çalışanların sayısının azaltılmasına gidilmesini, maaşların dondurulmasını, bazı kurumlarda çalışanların ücretlerinde kesintiye gidilmesini ve benzeri  maddeleri şart koşmuştur. Bu paket parlamento da görüşülerek kabul edilmiştir. Bu karar toplumun tüm kesimlerinden tepki almış, olaylar hız kesmeden devam etmektedir. Benzeri olaylar her an ülkemizi etkisi altına alabilir. Hükümet bu olaylardan ders alıp ona göre tedbir almalıdır.

 

Başbakan ekonomik krizin Türkiye’yi etkilemediğini; teğet geçtiğini söylemesi doğruyu yansıtmamaktadır. Kriz Türk ekonomisinin tam orta yerinden geçmiştir ve geçmeye devam etmektedir.

 

Hükümet 2011 yılının enflasyonunu %11 olarak açıklamıştır. Türk parası 2011 yılının son 3 ayın da %30 devale edilmiştir. 2011 yılında enflasyon en az %40 üzerindedir. % 11 savı gerçeği yansıtmamaktadır. Hükümetin enflasyon tahmini vatandaşı yanıltmaya yöneliktir.

 

İSRAİL GÜNEY KIBRISTA NEYİN PEŞİNDEDİR?

 

İsrail ve Güney Kıbrıs ile politik olarak en sıcak günleri yaşayan Türkiye, adı geçen ülkelerin aralarında bir çok konuda anlaşma yapmaları; İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Güney Kıbrıs’ı ilk İsrail Başbakanı sıfatıyla ziyaret etmesi ne anlama gelmektedir?

 

Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz de; ülkeler arası sularda hakkı olmadan İsrail’e petrol ve doğalgaz arama ruhsatı verilmesi yetkisine sahip değildir.

 

Bölgede 2 toplum eşit hakka sahiptir. Yunanistan bu bölge için hak iddiasında bulunursa Türkiye’nin kendi hakkını savunma zorunluluğu doğacaktır.

 

ORTA DOĞUDA SULAR ISINMIŞTIR

 

            Orta Doğunun bir ateş topuna döndüğü bu kırıtik günlerin yaşandığı bir atmosferde beklenmeyen bir ziyaret gerçekleşiyor. İsrail Güney Kıbrıs’ı ziyaret ediyor. Yapılan ikili görüşme neticesinde birçok askeri, ekonomik anlaşmalara imza atılıyor.

 

            Başta Akdeniz de petrol ve doğalgaz araması olmak üzere İsrail uçaklarının Kıbrıs Rum Kesimi’nin hava sahasının ve hava alanlarının kullanılması. Rumların deniz limanlarının İsrail gemilerine açılması… vs…

 

            Bu gelişmeler karşısında Türkiye ne yapmalı? Ne gibi tedbir almalıdır? Türkiye bu bölgede sahip olduğu hakları kullanabilecek mi?

 

            Dünya devletleri dışardan Türkiye’yi güçlü görmektedir. Türkiye’nin dışa bakış açısı farklıdır. Siyasiler, Türkiye potansiyelini ve gücünü yerinde kullanamamaktadırlar. Çekingen ve bağımlı bir politika takip etmektedirler. Korku ve endişe ile devlet idare edilmez. Devlet idare etmek cesur, korkusuz, endişesiz, bilgi, beceri, liyakat, ehil olmayı gerektirir.

 

            Türkiye Doğu Akdeniz başta olmak üzere, ülkeler arası anlaşmalardan doğan bütün haklarını eksiksiz olarak kullanmalıdır. Bu bölgeye en kısa zamanda TPAO (Türkiye Petrol Anonim Ortaklığı) sokmalıdır. Bir balıkçı gemisini gönderip tehdit savurarak kimseyi korkutamazsınız. Yaptığınız blöfü yutan olmaz söylenen her sözün arkasında durmak zorundayız.

 

            TPAO öncelikli olarak sismik araştırma yapmalıdır. Taramak istenen petrol sahasının jeolojik, jeofiziki çalışması yapılmalıdır. Doğalgaz ve petrol rezervi bulma ihtimali olan noktalara sondaj kuyusu açılmalıdır.       

           

            İsrail’in Akdeniz de petrol aramaya başladığı ilk günlerde Tayip Erdoğan sesini çok yükseltmişti. Yunan Başbakanı bu konuşmayı ciddi bulmamıştı. Türk hükümeti başta tepki gösterip bir müddet sonra söylediğini unutur açıklamada bulunmuştu. İlk açıklama aradan geçen 6 aya yakın zaman fiili bir çalışma yapılmamıştır. Karşı taraf petrol buldu bulacak.

 

            Bu arada Sayın Başbakana ameliyatı sebebiyle acil şifalar diliyoruz.

 

            TARİH BOYUNCA DÜNYANIN 1 NUMARALI FESAT VE KATİL MİLLET BENİ İSRAİL

 

            Türkiye’nin sınırlarını çeviren 3 anarşist devlet bulunmaktadır. İsrail, Yunanistan ve Ermenistan’dır. Bu 3 anarşist devlet Türkiye’nin can düşmanı durumundadır. Türkiye’ye saldırmak için o anı beklemektedirler. Türkiye’nin tökezleme anını kollamaktadırlar. İsrail geçmiş tarihler de fesat çıkarmış komşu kavimler tarafından yurtlarından sürülmüşlerdir. Dünyanın değişik bölgelerine dağılmış, gittiği yerlerde huzursuzluğu beraberinde götürmüştür. Bulunduğu ülkelerde rahat durmamışlardır. O toplumun mali kaynaklarını sömürmüşlerdir. Fesat çıkarmışlar, toplumları birbirine kırdırmışlardır. Bu sebepten dolayı tarihi tepkiler almışlardır.

           

            İsrail sürekli gözlenmeli, ihanetleri önceden zamanında tespit edip tedbir alınmalıdır. İsrail’e hiçbir zaman ve hiçbir zeminde güvenilmemelidir. Her zaman İsrail’den ihanet beklenilir. İsrail’den dostluk ve ahtı vefa beklenmez. Siyasi, politik, ekonomik ve her konuda münasebetler asgariye indirilmelidir.

 

            İsrail konusunda bütün dost devletler uyarılmalı. İsrail’e karşı her zaman tenakuz halinde bulunmalı. Dünyanın neresinde sıkıntı, kan, gözyaşı, savaş varsa mutlaka İsrail oradadır.

 

            Türkiye bölgede barış içinde yaşamak istiyorsa bölgesel bir güç olmak zorundadır ve İsrail ile savaşa hazır olmalıdır. Eğer İsrail Güney Kıbrıs’ta dolaşıyorsa Türkiye aleyhinde bir ihanet peşindedir. İsrail’in her gülüşü altında bir ihanet vardır.

 

 

                                                                                  Talip ALİOĞLU

Şubat 17, 2012 / talipkilinc

FRANSIZLAR KENDİ TARİHİNE BAKSINLAR

Birinci Cihan Harbin de itilaf devletleri İzmir Mersin arası deniz güvenliğini Fransız donanmasına vermişlerdir. Fransızlar başta 3 uçak gemisi başta olmak üzeri başka ilave kruvazörler bu bölgenin korumasını sağlıyordu

Bu gemiler Bey My Chree, Paris II, Alexandra başta Meis adasına yakın kıyıları ve sürekli köylere saldırıyorlardı. Köylülerin mallarını gasp edip el koyuyorlardı. Sandallarını batırıyorlardı. İnsanları esir alıyorlardı. Bu gemilerin üçünü de kahraman topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul bataryası tarafından kısa menzilli obüs topları ile sırayla önce Bey My Chree 17 Aralık 1916 da Meis Adası, 13 Aralık 1917 Ayva Limanı, Paris II Gemisi 8 Mart 1918 Ağva açıkları Alexandra batırıldı. Örnek olsun diye Paris II’nin batırılışında Türk askerinin Ali cenaplığını göstermek için Paris II’nin batışında yaşanan Fransız askerlerinin dramatik hikayesini göz önüne  sereceğiz

Geminin batmasıyla gemiden denize dökülen Fransız askerlerini Türk askerleri tarafından kurtarılmaya başlandı. Karaya çıkan askerlerin yaraları sarıldı. Gazlı bez ve ilkyardım malzemeleri olmadığı için askerlerimiz gömleğini yırtıp esirlerin yarasını sardılar. Elbisesi olmayan, çıplak kalan esirlere askerlerimiz ceketlerini ve kaputlarını giydirdiler. Esirler arasında gemi süvarisi, bahriye erkanı, harp yüzbaşısı ve Fransa’nın tanınmış muhabirlerinden Rolen’de var vardı, yaralıydı. Yarası sarıldı, yakın köye götürüldü azami şefkat ve merhamet bu zavallıları şaşırtmıştı. Köy odasında baş başa kalmıştık zeki ve hassas süvari Rolen’in diz kapağındaki ızdırabı unutarak gösterdiğimiz bu şerefli, vakar, ve candan samimiyetin teshiri altındaydı. Gözleri doluydu büyük bir sesle ( Mustafa Ertuğrul) Türkler dünyanın en asil milleti olduğunu söyleyen Pier Luti daima bana söylerdi. Gıyabında sevdiğim bu milleti; şimdi tam karşısındayım. Size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Ben- biz Türkler Fransızları öteden beri severiz; çok eski hukukumuz vardır. Bayrağınız bilhassa 3 renkli bayrağınızı gördüğünüz zaman gayri ihtiyari kalbim sızladı. Bu bayrak bana o derin rabıtayı ve şerefli tarihimi hatırlattı. Gönül isterdi ki küçük toplarımla batırmaya Muvaffak olduğum bu geminin bayrağı bir türlü düşman olarak telakiye gönlüm razı olmadığı Fransız bayrağı olmasın fakat ne çare ki bu gün için yapılacak başka bir şey yoktur (Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul)

Beni çok bahtiyar yaptınız dostum. Bu temiz duygularınız karşısında duyduğum heyecan çok büyüktür. Izdırabımı unutuyorum Türk milleti ölmeyecektir (Rolen)

15.12.1917 tarihinde Antalya’ya gittik. Yaralı esiler derhal hastaneye yatırıldı. Gerek benim bataryam, gerekse Antalya’da ki asgari hastanesinde gördükleri sadakat ve muhabbetten dolayı büyük intibalarla memleketimizden ayrıldılar. Çok kıymetli muharrir Fransa kamuoyunda gerek memleketimiz, gerek ordumuz hakkında sitayişli yazılar yazmıştır ve hatta Sevr Muahedesinin imzası sırasında Pier Loti isminin hakkımızda yazdığı heyecanlı makalesinin son fıkrasının bu vefakar zabitin gönderdiği mektubun ilhamıyla yazılmıştır. (Ey merhamet sen ihanetten daha kötüsün. Haçlı seferleri sırasında ordumuzun haçlılara göstermiş olduğu merhametten dolayı 3000 haçlı genci Müslüman olmuştur. Buna efkarlanan meşhur bir papaz tarafından söylenmiştir.

 

IDAM MAHKUMLARI HAKKINDA SON MÜDAFA

 

Bu makale Sevr Antlaşmasının imzalanacağı günlerde büyük düşünür Fransız yazar Pier Loti tarafından kaleme alınmıştır ve LE FIGARO gazetesin de yayınlanmıştır. Fransız düşünür yazar, Türk dostu, doğruluk abidesi, hak savunucusu, zulme kafa kaldıran Pier Loti’nin Sevr antlaşması sırasında kaleme alınmış ve Le Figaro gazetesinde yayınlanmıştır. Bu makalenin kısa bir özetini vermeye çalışacağız

Kırım savaşında Türklerin en müfrit düşmanlarının yanında yer aldık bütün gazetelerimiz bu kahraman milleti karalamaktan başka ne yaptık. Bütün bu fenalıklara rağmen I. Fransuva zamanında beri bize sağdık kalan bugün Rusların saldırısı karşısında mecburen Almanların yanında yer alan Türklere hiddetlenmek, kızmak saflığın göstergesidir. her şeyden sorumlu olan İttihat ve Terakki cemiyeti Türkiye de son derece ehmiyetsiz; küçük bir ekolü temsil etmekteydi. Bu güruh sağdan soldan toplanmış 24 kişiden müteşekkil 5 i Türk asıllı olmak üzere; diğerleri Rum, Ermeni ve Yahudilerden oluşan bir çete

Wilson itilaf devletlerine kabullendirdiği programı ile Türkiye’yi sanık sandalyesine oturtmuştur. Sulh antlaşmasın da sadece Türk düşmanları dinlenmiştir. Türkler kanun dinlemez, insanlar olduğunu ilan etmişlerdir. Vatanlarında karışıklıklar çıkarmak için uğraşan bütün casusların teshiriyle Türkleri umutsuzluğa ve vatanlarını iç karışıklıklara, kaosa sürüklemişlerdir. Muharebeler esnasında bizim askere müstesna muamele etmediler mi? Bunu inkar eden kimse var mıdır? İşte bizim şimdi onlara karşı şükranlarımızı perişanlıklar için her cihetten felaketler arasında yine buna hitap ediyorlar fakat ben ne yapabilirim? Paris’in bütün gazete idarelerinde  onların düşmanları olan Ermeniler, Rumlar ve her renkten lavantalarla doludur.

Türk düşmanları onların tamamen mahvolmuş görüyorlar. Vatanlarını aralarında paylaşmak için birbirleriyle didişip duruyorlar. Hiçbir teshir hasıl etmek ümit etmeksizin kendilerinin en mühim müdafaa cemiyetlerinin birinden aldığım bir telgrafı naklediyorum.

Bu itilaf devletleri tarafından var olunan adalet abidelerine zıt olarak konferansta Türk vatanının tarihi hakkında yeğsimiz içinde nazarlarımızı size doğru çeviriyorum. Büyük Fransız milletinin hakkımızda bariz bir insafsızlığı reva göreceğini ümit etmeyerek I. Fransuva torunlarının hakkımızdaki bu kadar fena bir talih kabul etmeye uluvvu cenapları mani olacağına hatırlatmanızı istirham ederim.

Uluvvu cenap diyorlar! Milletlerin en ali cenabı olan bizim sevgili Fransızca da bu kelimenin manası yoktur. Bendeniz hiçbir şey yapacak durumda değilim. Türklerin aleyhinde yapılan saldırılar, hakaretler önüne geçmek mağluplara karşı bu kadar hakaret etmek Fransızlara yakışmaz. Hakaret edenler bu güne dek hiç şarka ayak basmayanlardır. Türklere küfür edenler, eski batı inançlarından kaynaklanmaktadır. Yapılan propagandalar karşısında gerçeği göremez hale geldiler. Bu propagandaların aslı Ermeni kaynaklıdır. Elimde savaşın başlangıcından beri; Ermenilerin ne büyük katliamlar yaptığı kesin ve gerçek belgeleri bulunmaktadır. O zaman Ermeniler Osmanlı tabasındaydı. Onlar memleketlerini işgal eden Ruslara casusluk yaptılar, yol gösterdiler. Şehirleri kasabaları işgal eden Ruslara sadece yol göstermediler Türk evlerini bizzat kendileri yaktılar. Katliamlara katılıyorlardı. Muharebe esnasında kendi memleketleri içinde bu gibi ihanetleri şiddetle ezmeyecek dünyada hangi millet vardır.

Sözlerime nihayet vermeden bütün vatandaşlarıma yalnız şunu sormak istiyorum. Şarktan gelen askerlerimizi ve zabıtlarımızı biraz söylediklerini dinlemenizi bizim çok kıymetli müttefikimiz olabilecek bu çok kıymetli milletin idam kararını vermek için bizi mecbur eden sebeplerini bilmiyorum. Şarktaki askerlerimizin ve zabitlerimizin yüzlerce imzalı mektuplarını taşımaktayım. Bu mektuplar ihtiyari bir tahasusla yazılmıştır. Lavantelerden nefretle bahsetmektedirler. Yalnız kahraman Türklerden o kadar muhabetkar bir lisan kullanıyorlardır ki içlerinden bana ızdırabımı içinde haz veren bir tanesini aynen buraya naklediyorum.

Bize hatlar arasında düşen mecruhlarımızı kaldırmak için müsaade ediyorlardı. Bu hareketi muhariplerimizin hepsine gösteriyordu. Çanakkale de seyyar hastanemiz bulunduğu mustekem mevki bombalanacağı zaman orayı tahliye etmemiz için uyardılar. Bu mektupların hepsi imzalıdır. Adresleri bildirilmiştir ve hepsinde şahadet için çağırmakta tereddüt göstermemenizi rica ediyorum.

O kahraman bahriye zabıtlarından birinin gönderdiği uzun mektubunu ne büyük heyecanla okudum ve büyük Fransız bayrağı hep yüksekte tutarak batar kahraman zabıt ve çok yaralı neferlerle beraber geminin enkazını tutarak ölü derecesinde bir halde sahile doğru yüzmeye başlar. Türkler Almanlar gibi mitralyözlerle karşılamıyorlardı. Karaya çıkabileceği yerleri gösteriyorlardı. Göndereceği sandalları olmadan bizzat kendileri denize atlayıp bizi kurtardılar.

Müfreze kumandanlığı yapan Türk zabiti selam verdikten sonra dostane bir tavırla elini uzattı; tayfalara varıncaya kadar merasimi askeriyeyi ifa ettiler. Sonra Fransız lisanı ile 3 renkli bayrağa karşı silah atmak mecburiyetinde kaldığımdan beyanı teshir ederim. Soğuktan, yorgunluktan bitap düşmüştük.

Askerlerimizi ısıttılar, giydirdiler, yaralarını sardılar yaralıları tedavi için hastanelere sevk ettiler. İşte böyle bir zamanda söylemem gereken bütün sözlerimi söyledim. Fakat pek ümitsiz söyledim. Şimdi sözlerime son vermek hareketler karışında omuzlarımı silkeliyorum ve inzivaya çekiliyorum. 2011 yılına gelesiye kadar; Fransızlar neyin peşinde olduklarını Haçlı hayalleri mi? Oy avcılığı mı? Kaddafi Libya’sını vuran Fransız hava kuvvetlerine bağlı uçaklar Fransız Devlet Başkanı Sarkozi’nin ilk beyanatı Haçlı seferleri başlamıştır. Her seferinde Ermeni soykırımı Fransız parlamentosu gündemine getiren Sarkozi neyin peşindedir. Eğer soykırım peşindeyse dönsün kendi tarihine bir baksın.

Kırım savaşında Ruslar safında savaşa giren Fransızlar kaç Türk evladının katliamına sebep olmuştur. Kuzey Afrika da pamuk tarlalarında günahsız ne kadar insan katledilmiştir. Ey Sorkozi Fransızların Çanakkale de işi neydi ? Osmanlıdan ne istiyordu ? Çanakkale de kaç bin Mehmetçiğin ölmesine sebep oldunuz? İtalyanlarla beraber kurtuluş savaşında Antep’te, Kilis’te, Urfa’da, Maraş’ı işgal etmenizin gayesi neydi? Gelin önce işlediğiniz insanlık suçunun ve cinayetlerin hesabını verin. Cezayir ve Libya başta olmak üzere Afrika ülkelerinde, Orta Doğu da yapmış olduğunuz milyonlarca insan katliamı ve cinayetlerin cezasını ödeyebilecek misiniz?

Şubat 17, 2012 / talipkilinc

TÜRKİYE GERÇEK KİMLİĞİNE NE ZAMAN KAVUŞACAK? KENDİSİNİ TAM OLARAK NE ZAMAN İFADE EDECEK?

 

Türkiye kırık, riskli ve arızalı bir arazide bulunmaktadır.

Jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik konum bakımından dünyanın kalbinde ve odak noktasındadır. Onun için Türkiye askeri, siyasi ve ekonomik olarak mutlaka dünyanın en güçlü ülkesi olmak durumundadır. Bir beldeyi veya bir ülkeyi yurt edinmek ne kadar zor ise korumakta o kadar zordur.

Asil milletler, ruh kökünün derinliklerinde sürekli enerji depolar. Ölüm uykusuna yattığı zannedildiği bir anda, düşmanlarının tahmin edemediği bir zamanda öldüğü zannedilen toplum harekete geçer, tarihini yeniden yazar.

Türk Milleti yeni çağlara yürümek için yeteri kadar enerjiye sahip olmuştur. Patlamaya hazır hale gelmiştir. Mevcut durgun enerjinin hareket enerjisine dönüşeceği gün yakındır. Belki yarın, belki yarından da yakın. Gecenin en karanlık saati tan vaktidir, tan ağarmadan önceki saattir.

Türkiye bulunduğu Ortadoğu coğrafyasın da bir bölgesel güçtür. Büyük bir güç olmak zorundadır. Mevcut hükümet veya gelecek hükümetler istese de istemese de bu milletimizin temel isteğidir, değişmeyen arzusudur. Türk Milletinin değişmeyen tarihi kararıdır.

Mevcut hükümet dönemin de; Kuzey Irak’a Amerika’nın müdahale isteği doğrultusun da TBMM’nin gündemine iki defa teskere gelmiş ancak TBMM tarafından kabul görmemiş ve reddedilmiştir.

Gelecek ne getirirse getirsin ama bir şey kesindir. O da eski öngörülü bilinen ve sağdık Amerikan müttefiki olan Türkiye artık tarihe karışmıştır.

Büyük milletler işlerini şansa bırakmazlar: Amerika son yıllar da Ortadoğu da 372 araştırma yapmıştır. Japonya 63 araştırma yapmıştır. Bütün etnik grupları; tarikatları, aşiretleri, şeyhleri, seyitleri toplumun bütün katmanlarını derin ve geniş olarak incelemiştir. Amerika CIA’si 16 tane Türkiye de istasyon kurmuş ve 2 saatte bir Türkiye’den Amerika’ya bilgi aktarmaktadır.

Bu gün Türkiye, tehlikeli ve hain 2 örgütün çapraz ateşi altın da bulunmaktadır. 1.si PKK, 2.si devletimizin kurum ve kuruluşlarına sızmış; devleti içten çökertmeyi hedef alan gizli bir örgüttür.

Pkk bir İsrail projesidir. Bütün dünya devletleri tarafından desteklenmektedir. Merkezi Kandildir. İmralı’dan direktif almaktadır. Gayeleri, Türkiye’nin bölgesel bir güç olmasını engellemektir.

2. örgüt ahtapot gibi kollarını devletimizin kurum ve kuruluşların en hassas ve en tehlikeli noktalarına dalmış devleti içerden yıkmaya çalışmaktadır.

Devletin bütün gizli sırlarını ifşa etmiş, en gizli sırları düşman ülkelerin eline geçmesini sağlamıştır. 1. derecede ordu hedef alınmıştır. Gaye Türk ordusunu savaştan caydırmaktır.

Bu hareket Amerika menşelidir. Amerika desteklidir. İslami kisve altın da yürütülmektedir. Planlanmış, programlanmış, allanmış pullanmış Amerikan taşeronluğu yapılmıştır.

1071 Malazgirt zaferinden bu güne kadar devam eden, Avrupa’nın değişmeyen şark meselesi plan ve programı vardır. Şark meselesi nedir? Şark meselesi: Avrupalılar Anadolu’yu kendine yurt edinen Müslüman Türkleri geldiği Orta Asya steplerine geri göndermek ve Anadolu’yu yeniden bir Hıristiyan diyarı yapmaktır.

Bu uğurda binlerce vatan evladının canına mal olmuştur. Balkanlar, Kafkaslar, Afrika, Arap dünyası elimizden gitmiştir. 1. Cihan Harbine girdiğimiz zaman topraklarımız 57 milyon m2’idi. Lozan anlaşmasını imzaladığımız zaman elimiz de kalan Anadolu ve Trakya 1 milyon

M2 den daha azdı. Bu gün elimizdeki toprak parçası kaç m2’dir bilinmemektedir.

            2007 yılında tapu karşılığında parayla yabancıya satılan arazi Hatay ilimizin toprağına eşittir.

 

            Amerikalı ve Avrupalı liderler şark meselesinden almış olduğu derin ilhamdan dolayı ikide bir haçlı seferleri başladı, başlayacak sara sinir krizine giriyorlar. Pkk şark meselesinin son halkasıdır.

            Cezayir Devlet Başkanı yakın zamanda yapmış olduğu densiz açıklama, Türk Milletini derinden üzmüştür. Tarihi bilmez Sayın Başbakan, ya sapık bir ideolojinin saplantısı içindedir, ya da belli ülkelerin menfaat bekçisidir. Sayın Başbakan Osmanlıyı ne kadar biliyorsunuz? Osmanlı tarihini ne kadar incelemişsiniz? Osmanlı Cezayir için şehit verdiği evlatlarının kemiği ile kaç kale yapılır? Onu da biliyor musunuz? Buna benzer şanssız bir konuşmayı yakın tarihte Sayın Özal yapmıştır. Özal Türkiye’nin Başbakanı olduğu süreçte, Cezayir’i ziyaret eder. Ziyaret sırasında Cezayir yetkililerinden özür diler. Sebep ne? Türkiye Cumhuriyeti Cezayir’in bağımsızlığı için Birleşmiş Milletler oylamasında Türkiye tarafsız kalmıştır. Özal onun için Cezayir’den özür dilemiştir.

            Türk dış politikası son derece başarısızdır. Kaddafi’yi kontrolde tutamamıştır. Batılılara harcatmıştır. 1974 yılın da Kıbrıs harekatında, Amerika Türkiye’ye ambargo koymuştur. Türkiye yoklar ülkesine dönmüştür. Kaddafi Türkiye’nin yanında yer almıştır. Trablusgarp’tan kendi tankerleriyle uçak benzinini Adana İncirlik’e göndermiştir. Türk hükümetine çağrıda bulunmuştur. Uçak alın, her çeşit savaş malzemesini alın, faturasını bana gönderin ödemesini ben yaparım demiştir.

            Azerbaycan Ermeni savaşın da Türkiye Azerbaycan’a yeteri kadar yardımcı olamamıştır. Azerbaycan’ı yalnız bırakmıştır. Batılı devletler çekinmeden Ermenilere her çeşit maddi ve manevi yardımlar yapmışlardır. Türkiye’nin hava limanlarını, deniz limanlarını kullanmak üzere.

            Ebul Feyiz Elçibey, Ermenilerin muhasara altına almış olduğu köyünde ki vatandaşlarını tahliye için Türkiye hükümetinden bir  helikopter talebinde bulunmuştur. Hükümetimiz cesaret edip talebi yerine getirememiştir.

            Elçibey Türkiye’ye bağlanıp, Türkiye’nin bir eyaleti olmak istiyordu. Türkiye cesaret edemedi. Azerbaycan’ın teklifini reddetti. 1954 yılında aynı teklifi Libya Türkiye’ye yapmıştı, bu teklif sonuçsuz kalmış, kabul görmemişti.

            Doğu Türkistan da yaşayan 10 milyon Uygur Türkü yanlış ve hatalı dış politika kurbanı edilmiştir.

            Yanlış ve beceriksiz dış politika yüzünden 1974 yılından beri Kıbrıs meselesi çözülememiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan Pakistan; Türkiye hükümetinin ricası üzerine kararı geri çekmiştir.

            Türkiye kimlik bunalımı geçirmektedir. Şarklı mıyız, garplı mıyız? Milletin sofrasına oturduğumuz da yerimiz neresidir?

           

TÜRKİYE, TÜRK CUMHURİYETLERİ İLE İLİŞKİ HANGİ MERKEZDEDİR

 

Türkiye’nin Kafkasya da politikası iflas etmiştir. Yanlış yönetim neticesin de bir çok Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerimiz kopma noktasına gelmiştir
            Türkmenistan ve Türkiye ilişkileri kesilmiş. Doğalgaz alım konusunda Rusya’dan kat kat ucuz ve kaliteli doğalgaz Türkmenistan yerine Rusya tercih edilmiştir. Türkmen başı, Aşkabat da kendi makamın da; Türkiye enerji bakanı Cumhur Ersümer’e; hakaret derecesin de azarlamıştır. O günden sonra Türkiye ve Türkmenistan münasebetleri sıfırlanmıştır. Kafkaslarda ki Türk Cumhuriyetleri Türkiye ile ilişkileri kesmiş, bu Cumhuriyetler Rusya ile ilişki kurmuşlardır.

Devleti idare etmek ehliyet ve liyakat ister. Cesaret ve vatanı sevmek ister. Tarihi bilmek ve bilgi ister. Devlet adamı bin dinler 1 söyler. Devleti idare eden gaf yapamaz. Azından çıkan kanundur.

Süleyman Bey Başbakanlığı döneminde bir gaf yaptı binlerce kardeşimizin hayatına mal oldu. Adriyatik denizinden, Çin Seddi’ne kadar Türk’tür ve Türk yurdudur. Bu bölgede ki kardeşlerimizin başına iş açtı. Bu söz birçok Türk evladının hayatına mal oldu.

1948 yılın da Arap – İsrail savaşında Ankara Etimesğut Hava Limanından İsrail’e Kırıkkale Piyade Tüfekleri Türkiye tarafından İsrail’e gönderilmiştir. İsrail bağımsızlığı tanıyan dünya üzerinde Amerika’dan sonra kabul eden 2. ülke olmuştur. Bir söz vardır: Besle kargayı oysun gözünü…

Türkiye Cumhuriyet’i döneminde Arap ve Türk dünyasını ihmal etmiştir. Refah – Doğruyol hükümeti döneminde Başbakan Erbakan ve Kabine üyeleriyle Libya’yı ziyaret etmek ister. Gezi kararnamesi Bakan Mehmet Ağar tarafından imzalanmaz.

Cumhuriyet döneminde baştan Arap ülkeleriyle ilişkiler son yıllara kadar ekonomik, siyasi, sosyal konular en asgariye indirilmiş. Dışişleri Bakanlığının bürokratları en asgari seviyeye indirilmiştir. Dışişleri Bakanlığının bürokratları Arap ülkelerinde görev almak istememiştir. Arap ülkelerine göreve çıkan bir bürokrat bunu bir şanssızlık olarak kabul eder

Son yıllarda Arap ülkeleriyle ekonomi başta olmak üzere, önemli gelişmeler olmuştur.

Türk işadamları bu ülkelerde büyük projelere imza atmışlardır. Hemen hemen Ortadoğu devletlerinin tümünde birçok iş yapmış bitirmiş ve yapmaya devam etmektedir

            Türkiye, Nato ve Birleşmiş Milletler üyesi bir devlettir. Nato’nu ve Birleşmiş Milletlerin tüm operasyonlarında aktif rol almıştır. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu Nato ve Birleşmiş Milletlerin yardımını alamamıştır. Menfaatler hep tek taraflı gerçekleşmiştir.

            Başbakan Tayip Erdoğan Dersim İsyanı ile ilgili konuşmasında gerekirse devlet özür diler, benimde özür dilemem gerekiyorsa özür dilerim der. Yabancıların eline bir koz verir bu sözü Tayip Erdoğan söylememiş, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı söylemiştir. Tarih bu sözü Türkiye Cumhuriyeti olarak kayıta alır. Yeri geldikçe iç ve dış düşmanlar sürekli olarak istismar etmeye devam eder.

            Osmanlılar Anadolu’yu yurt edinmek için tam bin yıl savaşmıştır. Bu uğurda kaç can feda edilmiştir bilinmez. Bir toprağı yurt edinmek zor olduğu kadar, muhafaza etmekte o kadar zordur.

            Büyük şair ve mütefekkir rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi “El verdi gidenler, acıyın eldeki yurda” zannederim ki bu yurda acıyan yüreği yanan Millet Partililerden başkası değildir.

            Geçmişte savaşla, topla, tüfekle alamadığı topraklarımızı düşmanlar parayla satın almaktadır.

            Türkiye yurt tuttuğu toprakları sever. Taşını toprağını ağacını okşar. İnsanlarına değer verir. Türkiye’nin Hindistan hükümranlığı tam 9 asır sürmüştür. İngilizlerin Hindistan hakimiyeti 1 asır ırada tutunabilmiştir.

            Terör nedir? Terörist kimdir? Bunun izahını ne iktidar nede muhalefetten bu işi yapan kimse olmamıştır. Bunun bir çerçevesi çizilememiştir. Türkiye’nin en önemli problemi olup 1. sırada yer almaktadır. Terörün doktrini bu güne kadar yazılamamıştır. Terör doktrini yazabilecek ne iktidar nede muhalefet bu bilgi ve beceriye sahip değildir. Bu işi yapabilecek kapasite, bilgiye, beceriye sahip bilge adam bulmak mümkün değildir ancak muhtaç bulunduğumuz doktrini bilge lider Millet Partisi Genel Başkanı Sayın Aykutedibali yazabilir

            Türkiye’nin muhtaç olduğu enerji fazlasıyla birikmiş bu kinetik enerjinin dinamik enerjiye dönüşmesi yakındır. Durgun elektrik, hareketli elektriğe dönüşecek, dünya ve Türkiye’yi bu elektrik aydınlatmış olacaktır. Enerjinin açığa çıkma günün yakın olduğu inancıyla zafer Hakkındır, Hakka inanlarındır.